Salı – Cumartesi: 11.00 – 19.00 (Pazar ve Pazartesi Kapalı)

Salı – Cumartesi: 11.00 – 19.00 (Pazar ve Pazartesi Kapalı)

Adnan Çoker
Sanatçı

Adnan Çoker (1927-2022), Türk resim sanatında soyut-minimalist anlayışın en güçlü kuramcılarından ve öncülerinden biri olarak kabul edilir. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Zeki Kocamemi’nin öğrencisi olarak başladığı sanat yolculuğunda, henüz öğrencilik yıllarından itibaren doğanın geometrik çözümlenmesi ve boşluk kavramı üzerine yoğunlaşmıştır.

Adnan Çoker
Adnan ÇokerMine Sanat Ç

Biyografi

Adnan Çoker (1927-2022), Türk resim sanatında soyut-minimalist anlayışın en güçlü kuramcılarından ve öncülerinden biri olarak kabul edilir. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Zeki Kocamemi’nin öğrencisi olarak başladığı sanat yolculuğunda, henüz öğrencilik yıllarından itibaren doğanın geometrik çözümlenmesi ve boşluk kavramı üzerine yoğunlaşmıştır. 1953 yılında Lütfü Günay ile birlikte açtığı sergi, Türkiye’deki ilk soyut resim sergisi olarak kabul edilmesi bakımından önemli dönüm noktalarından biri; bu cesur adım, sanatçının kariyeri boyunca sürecek olan Batı resim geleneği ile yerel değerler arasındaki sentez arayışının ilk somut göstergesi olmuştur. Sanatçının 1955-1960 yılları arasında Paris’te Henri Goetz ve André Lhote gibi isimlerle çalışması, üslubunda önemli bir kırılma yaratmıştır. Bu dönemde soyut dışavurumculuğu keşfeden Çoker, kaligrafik ritimleri ve gestürel fırça darbelerini resimlerine taşımış, çalışmalarını genellikle müzik eşliğinde gerçekleştirerek disiplinlerarası bir derinlik aramıştır. 1963 yılında "Mavi Grup"un kurucuları arasında yer alarak Türk sanat ortamındaki yenilikçi hareketlerin merkezinde durmuş, daha sonra akademik kariyerinde profesörlük ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü Başkanlığı gibi kritik görevler üstlenmiştir. Adnan Çoker’in sanatının asıl zirvesini temsil eden "Siyah Resimler" dönemi, 1970’li yıllara doğru kristalleşmeye başlamıştır. Bu evrede sanatçı, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin kubbe, sivri kemer ve Türk üçgeni gibi anıtsal formlarını minimalist bir dille soyutlamıştır. Siyah rengi "mutlak" ve "edilgen" bir uzam olarak kullanan Çoker, bu karanlık boşluğun içinde ışıklı mor, pembe ve eflatun tonlarla "asılı biçimler" yaratmıştır. Sanatçıya göre bu formlar, basit bir geometrinin ötesinde, iç mekânı dış dünyaya bağlayan birer "kalıp biçim"dir ve izleyiciyi anıtsal bir huzur ile denge arayışına davet eder. Vefatına dek üretkenliğini sürdüren Çoker, sadece bir ressam değil, aynı zamanda Türk resminin mekân, düzlem ve espas kavramlarını felsefi düzeyde sorgulayan bir düşünürüdür. Batı’nın sert geometrik minimalizmi ile Doğu’nun mistik arınma ve sadelik arayışını siyahın hakimiyetinde birleştiren sanatçı, ardında eşsiz bir plastik dil bırakmıştır. Bugün yapıtları, anıtsallığın ve simetrinin mutlak sessizlikle buluştuğu zamansız birer mimari kurgu olarak hem ulusal hem de uluslararası pek çok önemli koleksiyonda yer almaktadır.

Sergileri

Arşiv