Zeki Faik İzer (1905-1988), Türk resim sanatında desenin disiplinli yapısından lirik soyutlamanın coşkusuna uzanan geniş bir üslup yelpazesini temsil eder. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde İbrahim Çallı’nın öğrencisi olan sanatçı, 1928’de birincilikle mezun olup Paris’e gitmiş, burada André Lhote ve Othon Friesz gibi kübizm ve fovizm etkisindeki ustalardan eğitim almıştır.

Biyografi
Zeki Faik İzer (1905-1988), Türk resim sanatında desenin disiplinli yapısından lirik soyutlamanın coşkusuna uzanan geniş bir üslup yelpazesini temsil eder. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde İbrahim Çallı’nın öğrencisi olan sanatçı, 1928’de birincilikle mezun olup Paris’e gitmiş, burada André Lhote ve Othon Friesz gibi kübizm ve fovizm etkisindeki ustalardan eğitim almıştır. 1933 yılında Nurullah Berk, Abidin Dino ve Elif Naci gibi isimlerle birlikte D Grubu’nu kurarak Türk resmine "karakalem desen" ve "yapısal kurgu" bilincini aşılayan radikal bir hareketin öncülüğünü yapmıştır. Sanatçının kariyeri, Cumhuriyet döneminin ilk büyük sanat atılımlarıyla şekillenmiştir. İnkılap Sergileri için ürettiği anıtsal kompozisyonlar ve "Yurt Gezileri" kapsamında Eskişehir'de yaptığı çalışmalar, onun hem toplumsal hem de sanatsal sorumluluğunu ortaya koyar. Akademide Fotoğraf Atölyesi’ni kurması ve 1948-1952 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Müdürlüğü yapması, onun eğitimci ve idareci yönünün ağırlığını gösterir. İzer, D Grubu döneminde figürün geometrik bir düzen içinde kurgulandığı "geç kübist" bir dili benimsemiş olsa da, 1950'lerden itibaren bu katı disiplinden uzaklaşarak daha özgür bir ifadeye yönelmiştir. 1960’lı yıllardan itibaren tam anlamıyla Lirik Soyut (Lekeci Soyut) anlayışa geçen İzer, Türk resminde bu akımın en önemli temsilcisi olmuştur. Roger Bissière ve Alfred Manessier gibi Fransız soyutçularının etkilerini kendi fırça vuruşlarıyla harmanlamış; doğayı bir "köken" olarak görüp, ondan aldığı heyecanı atak, enerjik ve renkçi lekelerle tuvale aktarmıştır. Onun soyutlaması, rastgele bir savrulma değil, müzikal bir ritim ve renk armonisi içeren bilinçli bir dışavurumdur. Şair yönüyle de bilinen Zeki Faik İzer, sanatı bir bütün olarak görmüş, fotoğrafçılıktan afiş tasarımına kadar pek çok alanda yenilikçi işler üretmiştir. 1988'deki vefatına dek üretimini sürdüren sanatçı, ardında kuralları iyi bilen ama bu kuralları coşkuyla aşmayı başaran bir miras bırakmıştır. Hem Akademi müdürlüğü dönemindeki reformları hem de Türk resmine kazandırdığı o "lirik soluk" ile modern sanat tarihimizin en renkli şahsiyetlerinden biri olarak anılmaktadır.
Sergileri
- 1988 — Müstakiller ve D Grubuna Saygı
- 1991 — Zeki Faik İzer — Pastel · Renkli Kalem · Suluboya 1960-1980 Sergilenmemiş Eserleri
- 1992 — Hakkı Anlı · Şemsi Arel · Nurullah Berk · Cevat Dereli · Zeki Faik İzer
- 1994 — Resim Heykel 10. Yıl Sergisi
- 1999 — Bozkurt Şener Koleksiyonu Sergisi
- 2002 — Türk Sanatının Büyük Ustaları
- 2003 — Zeki Faik İzer — "Desenler ve Boyalar
- 2004 — Çağdaş Sanat 17
- 2006 — Cumhuriyet Kuşağından
- 2008 — Dr. Şükrü Bozluolcay Koleksiyonu
- 2015 — Çağdaş Sanat 1985
- 2019 — Dagmar-Sadi Göğdün & Ayla-Sabit Uluhan Koleksiyon Sergisi









