Salı – Cumartesi: 11.00 – 19.00 (Pazar ve Pazartesi Kapalı)

Salı – Cumartesi: 11.00 – 19.00 (Pazar ve Pazartesi Kapalı)

Zühtü Müridoğlu
Sanatçı

Zühtü Müridoğlu (1906-1992), Sanayi-i Nefise Mektebi’nde İhsan Özsoy’un öğrencisi olarak başladığı yolculuğunu, Paris’te Marcel Gimond’un atölyesinde derinleştirmiştir. Müridoğlu, sadece anıtsal heykelleriyle şehirlere kimlik kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda Akademi’deki hocalığı ve D Grubu’nun kurucu üyeliğiyle Türk heykelinde zihniyet değişiminin mimarı olmuştur.

Zühtü Müridoğlu
Zühtü MüridoğluMine Sanat M

Biyografi

Zühtü Müridoğlu (1906-1992), Sanayi-i Nefise Mektebi’nde İhsan Özsoy’un öğrencisi olarak başladığı yolculuğunu, Paris’te Marcel Gimond’un atölyesinde derinleştirmiştir. Müridoğlu, sadece anıtsal heykelleriyle şehirlere kimlik kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda Akademi’deki hocalığı ve D Grubu’nun kurucu üyeliğiyle Türk heykelinde zihniyet değişiminin mimarı olmuştur. Sanatçının üretim serüveni iki temel döneme ayrılır. 1930-1950 yılları arasındaki ilk döneminde, Paris’teki hocası Gimond’un etkisiyle figüratif ve kütlesel bir anlayışı benimsemiştir. Bu dönem eserlerinde doğaya saygılı, gereksiz ayrıntılardan arındırılmış, sağlam yapılı ve duygu yüklü portreler ile vücut formları ön plandadır. Hadi Bara ile birlikte gerçekleştirdiği Beşiktaş’taki Barbaros Anıtı ve Anıtkabir’in kabartmaları, bu figüratif disiplinin anıtsal doruk noktalarıdır. 1950’lerden sonra ise Müridoğlu, Türk heykelinde radikal bir dönüşümün öncüsü olmuş ve soyut sanata yönelmiştir. İkinci Paris ziyareti sonrası Avrupa’daki güncel sanat tartışmalarından beslenerek; ağaç dalları, bakır, demir ve alçı gibi malzemeleri kullanarak yerçekimine meydan okuyan, boşlukla oyun kuran ve devinimi hissettiren eserler üretmiştir. Özellikle ağaç dallarını yontarak elde ettiği, figürü sadece bir anımsatış olarak bırakan soyutlamaları, onun malzeme ile kurduğu lirik bağın bir kanıtıdır. Sanatçı, yaşamının son yıllarında baskı resim çalışmalarına da yönelmiştir. 1979’da Simavi Ödülü gibi pek çok prestijli ödüle layık görülen usta, 1992 yılındaki vefatına dek heykelin hem kütlesel ağırlığını hem de soyut hafifliğini keşfetmeye devam etmiştir.

Sergileri

Arşiv

Katıldığı Fuarlar